Instagram

31 Ağustos 2015 Pazartesi

Beyaz şehre yolculuk: Belgrad

Belgrad yıllardır gidip görmek istediğim şehirlerden biriydi. Biraz önyargılardan, biraz da "çok yakın ya nasıl olsa her zaman gidilir" düşüncesinden ötürü hep erteledim. Ancak doğru zaman ve doğru şartlar en sonunda oluştu ve kısa da olsa hafta sonu tatili için THY'den Belgrad biletimi aldım.


Nikola Tesla Havalimanı'ndan şehre varış ile ilgili küçük bir bilgi vererek başlayalım. Havalimanı çıkışında taksi bankosu kurulmuş. Şehir merkezinde gideceğiniz yerin ücretini belirliyorlar ve bir bilet veriyorlar. Siz de bu bileti taksiciye veriyorsunuz o da önceden belirlenmiş olan bu fiyata sizi gideceğiniz yere götürüyor. Bu şekilde taksiciler turistleri kazıklayamıyorlar. Çok mantıklı bir uygulama, darısı bizim başımıza diyorum. Sırbistan para birimi dinar. Taksi için bir miktar (2500 Dinar kadar) havalimanında çevirmek işinize yarayabilir.


Belgrad, Sırpçada "beyaz şehir" anlamına geliyor. Sava ve Tuna nehirlerinin birleştiği noktada kurulmuş, adı gibi huzurlu bir şehir. Doğu ve batıyı buluşturan stratejik konumundan ötürü Belgrad tarih boyunca istilalara uğramış. Roma, Macar vb. gibi imparatorlukların saldırıları altında yaşasa da, onu en çok beş yüz yıl boyunca bu topraklarda hüküm süren Osmanlı etkilemiş. Gerek mahalle isimleri, gerekse yaşam tarzları, kültürleri size bunu hemen hissettirecek.

Belgrad'ı gezmek ile ilgili en güzel şeylerden biri şehir çok küçük olduğu için her yerin yürüyüş mesafesinde oluşu. Gezilecek çok yer var ama her yeri nasıl gezerim diye paniğe kapılmadan, 1-2 gün içinde karış karış dolaşmak mümkün. Sokakları, meydanları, heykelleri, parkları teker teker vakit ayırılmayı hak ediyor.


Görülmesi gereken yerlerin en başında Belgrad Kalesi ve Kalemegdan Parkı geliyor. Sava ve Tuna nehirlerine tepeden bakan bu park Belgrad'ın en eski bölgesi. Kalemegdan (evet, doğru tahmin ettiniz 'kale' ve 'meydan' kelimelerinden oluşuyor) Parkında İstanbul Kapısı, Damat Ali Paşa Türbesi, eski Osmanlı konağı ve Zafer Anıtı ilginizi çekebilir. Şehrin tarihi kısmını gezdikten sonra biraz yürüyerek Skadarska Caddesi ve Knez Mihailova yürüyüş caddesine geçebiliriz. Knez Mihailova, Belgrad'ın en popüler alışveriş caddesi. Buradan 10 dakikalık bir yol yürümeye üşenmezseniz daha da merkeze Terazije (evet, doğru bildiniz 'terazi' kelimesinden geliyor burası da) denilen semte gelebilirsiniz. Hotel Moskva'nın, Parlamento'nun olduğu bölge burası. Turistik otobüsler de buradan kalkıyor. Çok da ucuz, 5 Euro civarında bir ücrete otobüsle 1 saatlik şehir turu yapabilirsiniz. Yürüme mesafesinde olmayan yeni şehri -Novi Grad- ve Nato bombalaması sonucu harabeye dönen binaları gezmek bu şekilde daha kolay. Aziz Sava Katedrali de bu turda görülmesi gereken yerlerden biri.


Konakladığım otel Crystal Villa Kalemegdan, Dorcol bölgesinde bulunuyordu. Restoran, bar bakımından oldukça canlı bir bölge, ayrıca çok da merkezi olması sebebiyle düşünmeden tavsiye edebilirim. Şehrin iki nehrin kesiştiği noktada kurulduğunu söylemiştik. Denize hasret olan halk nehir kenarlarını çok etkili bir şekilde tasarlamış, yüzen restoranlar, gece kulüpleri hem çok güzel bir görüntü oluşturuyor hem de halkın sosyalleşmesi için süper yerler. Yine Sava nehrinin kenarında Liman'da yan yana bir sürü güzel restoran bulunuyor. Bir de biraz şehir dışında kalsa da, yapay olarak oluşturulan Sava Gölü'nde çok güzel plajlar yapılmış. Keyifli zaman geçirmek için şiddetle tavsiye edebilirim.


Bunca gezme dolaşmaya açıkmış olmak normal. Öncelikle Balkan mutfağı deyince börek ve et akla gelmeli. Ve tabii muhteşem kebaplar. Kebapları kısaca özetlersek; Sarajevski Cevabi kuzu etinden yapılıyor (bence en güzeli bu), Cevabi domuz etinden yapılıyor, Leskovacki Ustipci ise acılı kebap. Bir de yanında sopska salatası buralarda bir klasik olduğu için onu da tavsiye ediyorum. Gündüz vakti içilir mi bilmem ama bir de Sırpların erik rakısı rakija mümkünse denenmeli. Çok ucuz bir şehirden bahsediyoruz. Yiyin için bütün gün.


Eski Yugoslavya'nın başkenti olan Belgrad vaktinde çok zengin bir şehirmiş. Şimdilerde ise bakımsız ve yoksul. Doğu Avrupa'nın komünist zihniyetli insanlarıyla karşılaşacağım derken, hep güzel ve yardımsever insanlarıyla aklınızda kalacak. Tarih boyunca defalarca dümdüz edilse de, asi ve karakterli Belgrad, herkese kafa tutmaya devam ediyor.


Gelecek yazıda görüşürüz!
Filiz.


Fotoğraflar: Ben ve Google

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder