Instagram

21 Temmuz 2015 Salı

Deniz ve yemek cenneti: Rodos

Yunanistan’ın en çok turist çeken adalarından olan Rodos, size hem harika plajlar, hem lezzetli deniz ürünleri hem de canlı bir eğlence ortamı vadediyor. Ekonomik olarak iflasın eşiğine gelen bir ülkede turizm ve hizmet ölçülerini belli bir standardın üzerinde tutmak çok zor olsa da Rodos’un bu konudaki azmi beni çok etkiledi.


Rodos adasına ulaşım günümüzde Bodrum’a veya İzmir’e gitmek kadar kolay. Borajet Havayolları yaz döneminde İstanbul Sabiha Gökçen’den haftanın belirli günleri direkt seferler düzenliyor. Ya da önce Dalaman’a uçup, oradan Marmaris veya Fethiye’den feribot ile yaklaşık 1-1,5 saatte Rodos’a varabilirsiniz. Gidiş-dönüş 60 € civarı tutuyor. Ben Marmaris’ten Yeşil Marmaris Lines ile gitmeyi tercih ettim çünkü zaten o sıralarda Türkiye’nin güneyinde bulunuyordum. Feribotla yolculuk ediyorsanız “kapıda vize” uygulamasından yararlanabilirsiniz. Uçakla giderseniz ise schengen almanız gerekiyor.


Rodos’a gitmeden önce bazı şehir efsaneleri yüzünden kafamız karışmadı değil. Yok benzin karneyleymiş, yok kredi kartı geçmiyormuş vb. Araba kiralamak niyetinde olduğumuz için özellikle benzin konusunda emin olmak istedik. Rahatça belirteyim bu tarz problemler yaşamadık. Rodos’ta kaldığımız 4* otelin ismi Best Western Plaza Hotel’di (oda/kahvaltı 50 €). Old Town’a yakın konumu ve çok yakınında otopark oluşu bizi memnun etti. Yaz mevsiminde ortalama 2,5 milyon turist ağırlayan Rodos’ta her bütçeye uygun tatil yapmak mümkün.


Feribot sabah erken saatlerde varıyor ama pasaport işlemleri Yunan vurdumduymazlığı sebebiyle 1 saati bulabiliyor. Hemen arabamızı kiralıyoruz (günlük 45-60 € arası) ve başlıyoruz adanın görülmesi gereken yerlerini gezmeye: ilk durağımız Kelebekler Vadisi. Binlerce rengârenk kelebeğin bir arada bulunduğu, ziyaretçilerin çevresinden rahatça dolaşabileceği patikalarla düzenlenmiş muhteşem bir tabiat harikası. Tabiata burada doyduktan sonra artık plaj turumuza geçiyoruz. Adanın batısı; daha uzun, kumlu plajlara ve sakin sulara sahip. Doğuda ise plajlar daha çok çakıllı ve deniz dalgalı.


Önce uzak olan plajdan yani Lindos’tan başlamayı tercih ediyoruz. Lindos, şehir merkezinden 60km. uzakta bulunuyor. Adadaki en popüler ve hareketli plaj. Lindos’ta biraz denizin tadını çıkardıktan sonra Ladiko ve Anthony Quinn koyuna geliyoruz. Burası küçük bir koy ama belki de adanın en güzel koyu. 60’lı yıllarda koyun arazisi Yunanistan tarafından gerçekten de Anthony Quinn’e verilmiş. Plaj turumuz gece hayatı ile meşhur Faliraki ile devam ediyor. Plajlarda şezlong ücreti 3-4 €. Rodos’la ilgili en güzel şey; ne kadar sıcak olursa olsun sürekli püfür püfür esen bir havası var ve nem oranı yok denecek kadar az.


Yeme-içmeye de kısaca değinelim: Önce içkiler ile başlayacak olursak; ouzo tabii ki bir klasik. Fakat Rodos’a özgü olan kahveli ouzo’yu ve sakızlı ouzo’yu deneyebilirsiniz. Mythos, Alfa gibi biralar da çok popüler. Yine Rodos'a özgü Emery marka şaraplar da listeye eklenebilir. Yunan şiş kebabı souvlaki, yağda kızartılmış feta peynirinden yapılan meze saganaki, yine bizim tatlardan moussaka, tzatziki ve Yunan salatası bence yemeden gelinmemesi gereken tatlar. Ama muhteşem deniz mahsülleri varken başka şey de yiyesi gelmiyor insanın…


Yunanistan’ın içinde bulunduğu ekonomik kriz ne kadar sürer bilinmez, ama gördüğüm kadarıyla Yunanlılar için durum çok iç açıcı değil. Emlak fiyatları düşmüş, işsizlik ve geçim sıkıntısı artmış. Hatta adadan göç etmeye başlamışlar. Bizim açımızdan bakacak olursak, turistin temel ihtiyacı olan konaklama, yiyecek, içecek hatta araba kiralama ve benzin Türkiye’den ucuz. Bu sebeple Bodrum veya Antalya’da tatil yapmak yerine Rodos’u tercih edenler ekonomik olarak kârlı çıkabilirler ve biraz da turist nasıl el üstünde tutulur görmüş olurlar…

Gelecek yazıda görüşürüz,
Filiz


Fotoğraflar: Almila T.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder