Instagram

17 Mayıs 2015 Pazar

Avrupa'nın Las Vegas'ı: Monte Carlo

Fransa sınırları içinde bulunan, monarşiyle yönetilen, lüksün zenginliğin vücuda geldiği Monako prensliği, Akdeniz kıyısında yer alan bir şehir devleti. Vatikan'dan sonra, dünyanın en küçük ikinci devleti. Ülke Monte Carlo şehrindeki ünlü kumarhaneleri, Formula 1 yarışı, lüks ve ihtişamı ile meşhur.


Genellikle Nice veya Milano'ya gelenler Monako'yu günübirlik ziyaret için tercih ediyorlar. Çünkü bu ülkede konaklamak bir hayli pahalı, kalacak yer de kısıtlı. Ülkeye ulaşım Fransa'dan yapılabiliyor. Nice'deki Cote d'azur Havalimanını kullanmak en mantıklısı. Zaten ülkeye helikopter dışında havadan varmak mümkün değil. Ancak bir tren istasyonu bulunuyor ve Nice'e sık sık sefer var. Kara yolu ve deniz yolu oldukça gelişmiş. Yat limanını görünce ne demek istediğimi anlayacaksınız. Toplam 35 bin nüfuslu bu ülkenin toplam uzunluğu 3 kilometre kadar. Yani yürüyerek 50 dakikada gezmek mümkün.


Gezmekten söz açılmışken, şehirdeki asansörler veya yürüyen merdivenlerin yerlerini bilmiyorsanız sizi yorgunluktan öldürebilir çünkü inanılmaz yokuşlar var. Evet ülke dar ama dağın eteğine kurulmuş gibi düşünmek lazım. O kadar küçük alan nasıl böyle efektif ve düzenli kullanılabilir, ona da ayrıca hayran oluyor insan. Deniz Müzesi'nin önünden çek çek kalkıyor, şehri onunla gezmek en güzeli.

Üklenin monarşi ile yönetildiğinden bahsetmiştik. Şu anda Prens 2. Albert tahtın keyfini sürmekte. 2014'te doğan prens Jacques da tahtın varisi. Meşhur Monako prensesi Grace Kelly'ye de değinmeden geçmeyelim. Trajik bir kaza sonucu ölen Grace Kelly'nin mezarı Monte Carlo'daki St. Nicolas Katedrali'nde ziyarete açık. Mezar taşında ismi Latince olduğunu düşündüğüm Gratia Patricia şeklinde yazılmış. Bence görülmesi gereken yerlerden.


Monako, Avrupa Birliği üyesi değil, buna rağmen Euro kullanılıyor. Ülkedeki en büyük etnik unsur Fransızlar. Hatta Monakolu'dan fazla Fransız varmış diyorlar. Monte Carlo'da diğer gezilecek yerler arasında Prenslik Sarayı ve Oceanography and Marine Museum bulunuyor. Sarayı belirli günler dışında gezemiyoruz. Deniz Müzesi ise mutlaka gezilmeli, çok ilginç şeyler çıkabiliyor karşınıza; Kaptan Cousteau'nun ilk denizaltısı gibi.


Bütün olayı kumarhaneler demek Monako'ya biraz haksızlık olur ama açıkçası en büyük gelir kaynağı kumar ve turizm olunca muhteşem Casino Monte Carlo'ya da bir göz atmak gerekir. Ben şansımı denedim. Tabii ki kaybettim. Kumar oynamam derseniz 10 Euro karşılığında casinoya girip gezebilirsiniz. Aynı meydandaki Hotel de Paris lüks, ihtişam böyle bir şey diyor. Dışarıdan süzmek bile bir keyif. Hotel de Paris'de konaklamak zor gelebilir ancak Cafe de Paris'de mutlaka biraz zaman geçirin ve önünüzden geçen onlarca Ferrari, Bugatti, Lamborghini ya da Rolls Royce'un keyfini çıkarın.


Monako'yu hem gündüz, hem de gece gezmenizi öneririm. Bana kalsa 2-3 gün de kalınabilecek bir yer ancak yanı başında Nice gibi bir şehir olunca Monte Carlo'ya pek zaman kalmıyor. Monte Carlo çok güzel, çok klas bir şehir ancak insan bu kadar lüksü aşırı bulabiliyor, normal insan burada yaşayamaz gibi geliyor. Güney Fransa turuna çıktıysanız görmeden gelmeyin diyebileceğim bir şehir. Lüks ve zenginlik Araplarınki ile yarışamasa da, Monakoluların asaletleri yeter diyorum :)

Gelecek yazıda görüşürüz!
Filiz


Fotoğraflar: Filiz T.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder